Şirket adına doğan bir vergi borcu, yöneticinin kişisel malvarlığını da etkileyebilir mi? Bu sorunun yanıtı, yalnızca borcun ödenmemiş olmasına bakılarak verilemez. Kişinin şirketteki sıfatı, üstlendiği görevler ve borcun ilgili olduğu dönem birlikte değerlendirilmelidir.

Ortaklık ve temsil yetkisi farklıdır

Bir şirkete sermaye koymak ile o şirket adına karar almak, imza atmak ve vergisel ödevleri yerine getirmek farklı sorumluluk alanlarıdır. Bu nedenle ortak, müdür ve yönetim kurulu üyesi sıfatlarını birbirinin yerine kullanmak yanıltıcı sonuçlara götürebilir.

Ömer Akyürek’in tezinde de şirketin kendi sorumluluğu ile kanuni temsilcilerin sorumluluğu ayrı başlıklar altında incelenir. Şirket türü ve kişinin temsil yetkisi, değerlendirmenin başlangıç noktasıdır.

Borç ile görev dönemi birlikte okunmalı

Şirkette bugün görev yapan kişi, borcun ilgili olduğu dönemde aynı yetkilere sahip olmayabilir. Göreve başlama, ayrılma, yetki devri ve borcun doğduğu dönem arasındaki ilişki bu yüzden önem taşır.

Örneğin şirket yönetimi değiştikten sonra eski bir döneme ilişkin ödeme talebi gelmesi, yeni yöneticinin sırf görevde bulunması nedeniyle bütün borçtan sorumlu olduğu anlamına gelmez. Somut olayın hukuki dayanağı ve temsil dönemleri ayrıca incelenmelidir.

İlk bakılacak belgeler

  • Ticaret sicili kayıtları ve temsil yetkisine ilişkin kararlar.
  • Göreve başlama, ayrılma ve devir belgeleri.
  • Borcun dönemini ve niteliğini gösteren kayıtlar ile ödeme emri.

Şirket borcunun hangi koşullarda kişisel sorumluluğa dönüşebileceğini anlamak için önce bu belgelerin aynı zaman çizelgesi üzerinde okunması gerekir. Sadece “ortaktım” veya “artık yönetici değilim” demek, dosyanın tamamını açıklamaz.


Ömer Akyürek’in 2014 tarihli yüksek lisans tezinden sadeleştirilerek hazırlanmıştır. Güncel uygulama, ilgili dönemin mevzuatı ve somut olayla birlikte değerlendirilmelidir. Kaynak bölümü PDF’de aç.